Öğrenen organizasyonlardan mısınız?

Şirketler kendilerini, süreçlerini ve insanlarını daha iyi hale getirmeye çalışırken bilgiyi takip etmeye çalışıyorlar. Ve bilgi sürekli yenileniyor, yer değiştiriyor, çeşitleniyor, derinleşiyor. Şirketlerin bu çabaları ve bilginin değişkenliği bazen kaosa neden oluyor. İşte bu noktada öğrenen organizasyon olmanın önemi ortaya çıkıyor. Eğer siz öğrenen organizasyonlardansanız, bilgi edinmek ve yenilenmek DNA’nızın bir parçası olduğundan fayda sağlıyorsunuz. Uzun aralar verip, kriz anlarında bilginin peşinde koşuyorsanız, dünyanın hemen yer yerindeki yüzlerce şirketin başına gelen sizin de başınıza geliyor: Yaptık ama sonuç elde edemedik!

Yapılan ve sonuç elde edilemeyen şey ise genellikle, stratejisiz eğitim programları oluyor.

Oysa iyileşme ve iyileştirme süreklilik gerektiriyor. Şirketin öğrenmeye olan bağlılığı faydayı da beraberinde getiriyor.

 

Öğrenen organizasyon nedir?

Küresel tanımlara göre öğrenen organizasyon, sadece iş süreçlerinde değil kültüründe öğrenme ve gelişim olan, aktif olarak bilgi edinmeyi ve edindiği bu bilgileri hızla hayata geçirmeyi başaran organizasyondur. Bu tarz organizasyonlarda deneysel çalışmalar yapmak, bu çalışmaların sonuçlarından -olumlu ya da olumsuz- yararlanmak, süreçleri bilgiye dayalı oluşturmak normdur. Yeni bilgiye tüm kapılar açıktır ve zaten bilgi edinmenin adı da “eğitim almak” değil, “öğrenme ve gelişim” ortamı oluşturmaktır.

 

Bilgi, deney ve deneyim döngüsü

Organizasyonun yüksek öğrenme ve gelişim normu hem liderleri hem de çalışanları bilgi edinmeye, denemeye ve bu denemelerden yeni bilgiler oluşturmaya yönlendirir. Bu yararlı döngü, süreçleri hem iyileştirir hem de dinamizm katar.

Dinamik bir öğrenme gelişim ortamı, risk almaktan korkmayan liderlik, yenilik yaptırmaya teşvik edilen çalışanlar ve bilginin şirket içi sağlıklı akışı ise günümüz iş dünyasının en değerli sonucuna dönüşür: İnovasyon.

Yani fark yaratmak…

Yani olmayanı ortaya koymak.

Doğal olarak da rekabet etmek yerine, yeni bir kulvar oluşturmuş olmak.

Öğrenen organizasyonların en önemli ödülü budur.

 

Öğrenen organizasyonun kaynakları

Bilgiyi nerede bulacağınızı araştırdığınızda karşınıza ne çıkıyor? Pahalı eğitim programları, danışmanlıklar, yepyeni metodolojiler, sizin alanınızda yapılan araştırmalar… Hepsi mümkün, tek tek ya da birlikte.

Öğrenen organizasyonlar bunlara ek olarak şu kaynaklardan da yararlanıyorlar:

Deneyimlerinden öğreniyorlar: Yukarıda açıkladığımız Bilgi, deney ve deneyim döngüsünü doğru kullanıyorlar.

Deneyenlerden öğreniyorlar: Yerel ve küresel deneyimleri izliyorlar. Başarılar kadar hataları da analiz ediyorlar. Kendi ekosistemlerindeki şirketleri sürekli takip ediyorlar. En iyi olmanın sloganlarla değil, aksiyonlarla ilgili olduğunun farkındalar.

Çalışanlarından öğreniyorlar: Çalışanlarını dinleme kanalları hep açık. Fikirleri, geri bildirimleri ve önerileri kaçırmadan takip ediyorlar. Topladıkları veriyi, havalı veri dosyaları ve raporlar halinde saklamak yerine, analiz edip, planlamaya katıp, aksiyon alıyorlar.

 

Öğrenen organizasyon olmak ne fayda sağlıyor?

Öğrenen organizasyonların en büyük ödülü inovasyon demiştik. İnovasyona giden yolda şu avantajlar zinciri var:

  • Kendine yatırım yapıldığı için bağlılığı yüksek çalışanlar
  • Sürekli iyileşme
  • Artan iş birliği atmosferi ve yanında getirdiği sayısız avantaj
  • Verimlilik
  • Karlılık
  • Sürdürülebilirlik

Son madde olarak konumladığımız sürdürülebilirlik aslında şu anda içinde yaşadığımız gezegenin her alandaki en önemli ihtiyacı. Öğrenmeye öncelik veren organizasyonlar, geleceğe erişim şanslarını artırıyor. Yeniliği, kurum kültürüne dahil ederek, çalışanlar becerilerini geliştirirken yeni işe alınanlara da öğrenmenin ortak değerini aşılayabiliyorlar. Müşteriler veya yatırımcılar gibi dış paydaşlar da bunu hissediyor. Paylaşılan gelişim ortamı ise toplumsal faydaya, geleceğe ilişkin çözümlere, her ölçekte sosyal sorumluluk projelerine ve somut adımlara dönüşüyor.

Bu bakış açısıyla bir kez daha düşünün: Öğrenen organizasyonlardan mısınız?